Küçük bir kaza

Küçük bir kaza geçirdim geçen günlerden birinde. Hepsi hepsi onlarca sıyrık, birkaç derin yara biraz da incinme, akacak kanımız varmış derler ya. Zaten kendi hatam, biraz da bile bile lades. Hem de kemiğin tuttuğum tarafının çatlak olduğunu görmüştüm bile elimde kalmadan bir an önce. Doğrusu ya hiçbirini de dert etmedim. Zaten o ilk andan itibaren beynime hücum eden saplantılı görünen mantıklı fakat rahatsız edici düşünceleri tartarken yarayla bereyle kafamı bozacak durumda değildim. Böyle anlarda anlaşılır bazı şeyler. Bazı şeyleri anlamak için anlatılması gerekmez. Hatta bazı şeyler ne bize anlatılır ne de doğuştan biliriz, sadece varlığına inanmayı yeğleriz. Bir sıralama geldi gözümün önüne. İğrenç bir sıralama. Hayatta beni bu sıralama kadar rahatsız eden çok az şey vardır. Ve o zaman kendimden daha emin oldum. Dalga geçmediğimi daha iyi anladım. Gayet ciddiydim bir çok söz söylerken; bir o kadar da ciddiydim büyük sözler verirken... Daima!...