Elin kolun bağlı değil

Gerçek kötülük bıraktı gitti yaşam sahnesini. Zamanını doldurdu belki de. Kötülüğe yatkın ruh diye birşey yokken daha çalıştı bol bol. Bir süre önce de çekip gitti. Orada burada ucuz taklitlerini bırakarak. Eskiden kötülük bile kararlıydı belki de bugün iyiliğin olduğundan.
Koca kötü şimdi burada değil. Çünkü o eğer burada olsaydı yaşama yansıyan kötü görüntülerin arasından sinsi ama zeka yüklü bir kaç parıltıyı yakalayabilirdik. Kötü ruhun kurnazlığından ve kararlılığından eser kalmamış. Ay güneşin peşinden her koştuğunda bir adım daha geriye çekilmiş kötüler kötüsü. Kendi yaptıklarından değil ama yaptıklarının yansımalarından tiksinmiş belki de. Nasıl çok önceleri iyilik kaybettiyse o kuvvetli iradesini, kötülük de kaybediyor sağlam duruşunu gün gün.
Peki neden yaşamak daha güç görünüyor iyiliğin peşinde koşanlara? Çünkü artık o büyük kötünün ardında bıraktığı zekadan yoksun, değişken, tarafı olmayan, efendisinin korkunç karanlıklara güdümlediği sadakat örnekleri olmak yerine serbest kaldığında tamamen 'iç güdü' ile davranan kötülük tohumları her yerde.
İrade sağla ey insanoğlu! İradeni sağla artık ve sağlamlaştır yerini. Tam saf değiştirmek zamanı geldiğini hissettiğinde içinde, dur. Bir derin nefesin ardından önce zihnindeki açmazları sonra da kapalı fikir odalarının anahtarlarına ulaşma hayalini düşün. Düşünmeye çalış hiç olmazsa, yolunu değiştirmeden yıllarını tamamlamak duygusunu. Duygularını gizleme sana acı vermedikçe. Korkma duymaktan. Hisset ademoğlu. Hislerini unutma. Bu sessiz çığlığı duymayan oradaki gurursuz: Umudum sana bile yeter.

Korkutmasın bu sözler, iyi ve kötü arasında kocaman gri bir tarla olduğunu düşünenleri.

Işığı arkanıza da önünüze de almayın kardeşlerim. Işık yanınızda olsun. Böylece hem yaptıklarınız hem yapacaklarınız sizinle birlikte ışığı tadar.

Goethe'nin Faust'u böyle söylemiş Mephisto'ya:
"Eğer bütün duyguların yöneldiği insanlık tacını elde edemeyeceksem, benim başka ne işim olabilir?"

Devam etmeli. Öyle değil mi?