Kavrayamazsın


Karanlık, katı kapıdır kapanan. Kalp kırar, kalındır koyu kara kapı. Kayıptır kelam, kesilir konuşmalar. Kapatır kar kuytuları ki kaybolmaz kendiliğinden kanıtlar. Kurur kirpiklerinde kan, kıpırdamaz kaşların. Kopar kolun kökünden. Kaybolur kanatların. Kalmaz kural, kaide. Kızarsın kendine. Kaç kasvetli kış kayar, kaç kasımda keyfin kaçar? Kurtulamazsın karanlık kancasından ki kabullenmezsin kurtulabilirliğini. Kalbinden küçük kırmızı kırıntılar koparır kimileri koruma kisvesinde. Kendi kutularına koyup, kendi kalıplarındaki kişiye kavuşmayı kestirirler kafalarında. Korumaya kollamaya kaptırmış kör kirpiler kanattıklarında kalbini, kanın kırmızılığı kendilerinin kabiliyetleriymişçesine kibirlenirler.  Kızamazsın kimseye. Kalp kırmamak, keyifleri kaçırmamak, kederinle kederlendirmemek kararıyla kostüm karmaşasında koşturmayı kanıksarsın. Korkutur "Keşke" kelimesi. Koyu kindardır "keşke". "Keşke" kılıcının kabzasını -ki kılları kıskandıran kusursuz kenarları kadar keskindir kabzası- kavrayanın kuşkusuz kendinedir kastı.



Kalıverirsin kaskatı karnında kramplarla. Kifayetsizdir kalbini koruyan kafes. Küflenir kimi kısımları kalbinin, kurum kaplar kılcallarını.



Kavrayamazsın...


...kaybettiğini.